array(14) { ["id"]=> int(221) ["tarih"]=> string(19) "2022-06-27 11:02:12" ["gorselbuyuk"]=> string(39) "202206271103061656316986gorselbuyuk.jpg" ["gorselkucuk"]=> string(39) "202206271103061656316986gorselkucuk.jpg" ["gorselgizli"]=> int(0) ["tip"]=> int(1) ["aktif"]=> int(1) ["pageid"]=> int(157) ["lang"]=> string(2) "tr" ["baslik"]=> string(154) "Aydem Enerji CEO’muz İdris Küpeli, Milliyet Gazetesi Enerji Eki’ne enerji sektöründe yaşanan küresel enerji krizini ve etkilerini değerlendirdi" ["gorselalttag"]=> string(114) "Milliyet Gazetesi’nin enerji ekinde küresel enerji krizini değerlendiren Aydem Enerji CEO’su İdris Küpeli." ["giris"]=> string(275) "Enerji arz güvenliği bambaşka bir seviyeye taşındı 2021’de Avrupa ülkelerinde yaşanan doğalgaz arzındaki sıkıntılar ve sonrasında rekor kıran doğalgaz fiyatları enerji arz güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırlatırken, Ukrayna ve Rusya" ["icerik"]=> string(5216) "

Enerji arz güvenliği bambaşka bir seviyeye taşındı

2021’de Avrupa ülkelerinde yaşanan doğalgaz arzındaki sıkıntılar ve sonrasında rekor kıran doğalgaz fiyatları enerji arz güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırlatırken, Ukrayna ve Rusya savaşıyla birlikte yüksek petrol fiyatları, enerji arz güvenliğini bambaşka bir seviyeye taşıdı. Enerji fiyatlarının günbegün artıyor oluşu her ne kadar endişe yaratıyor olsa da, bu noktada Türkiye’nin kendi enerjisini kendi üretmesi konusunda attığı adımların da karşılık bulduğunu söylemek mümkün. Özellikle yenilenebilir enerji alanında atılan adımlar çok değerli. Enerji alanında çalışan düşünce kuruluşu Ember’ın geçtiğimiz günlerde yayınladığı analize göre, Türkiye'nin rüzgâr ve güneş enerjisinden elektrik üretimi, son 12 ayda 7 milyar dolarlık fosil yakıt ithalatını önleyerek enerji ithalatını düşürdü. Önümüzdeki aylarda gaz fiyatlarının sabit kalması durumunda her ay yaklaşık 700 milyon dolar tasarruf edilebileceği hesaplanıyor. Elektrik üretiminde ithale dayalı kaynak payı 2019 yılında yüzde 38 civarında iken, 2021 yılında bu oran yüzde 50’ye yaklaştı. Şu anda ise Türkiye’nin elektrik üretiminin yarısından fazlası, yağışların geçen seneden daha iyi olmasının da etkisiyle yenilenebilir kaynaklardan elde ediliyor.

İthal kömür ve fiyat artışları sorunu

 Öte yandan ithal kömür ile tamamına yakını ithal edilen doğalgazda yaşanan sert fiyat artışlarının yol açtığı sıkıntılar, şu anda sektörümüzün karşı karşıya kaldığı sorunların başında geliyor. Böylesi bir durum yerli kömürü vazgeçilmez kılıyor. Fakat bu noktada da bazı santrallerimizde kendi ruhsatlı sahalarımızda olan kömürü kullanamadığımız ve başka bölgelerden kömür nakliye ederek santrallerimizi ayakta tutmaya çalıştığımız için maliyetlerimiz yükseliyor. Uzaktan kömür taşımak da santraldeki elektrik üretim maliyetlerimizi kilovatsaat başına 2,5 sent artırıyor.

Baz yük santrali yatırımına ihtiyaç var

Pandemi sürecinin ülkemiz üzerindeki etkilerinin azalmasıyla, elektrik tüketimi gün geçtikçe arttı. Yaklaşık olarak yıllık yüzde 4 tüketim artışı söz konusu. Böyle bir tabloda arz güvenliğinden bahsedebilmek için ülkemizin kurulu gücü ile enerji talebinin en yüksek olduğu zamanda sistemde bulunan ya da bulunması gereken enerjinin yani puant yükünün dengeli yapıda olması gerek. Bunun içinde baz yük santrallerinin yani minimum elektrik tüketimini karşılayabilecek şekilde, kesintisiz üretim gerçekleştiren enerji santrallerinin operasyonlarının devamlılığı kritik öneme sahip. Şu anda Türkiye’de baz yük santrali olarak sadece nükleer güç santrali yatırımı devam ediyor. Yenilenebilir enerjinin tüketim oranı içerisinde daha yüksek seviyelere ulaşıp optimum üretimi sağlayabilmesi için baz yük santral tesisleri yatırımları yapılması kaçınılmaz.

 Baz yük santrali grubundaki termik santraller, yüksek emreamadelikle çalışabiliyor. Bu santrallerin kesintisiz ve verimli şekilde çalışarak yerli kömürle enerji üretmesi enerji arz güvenliğimize çok büyük katkı sağlıyor, cari açığı engelliyor ve tabii ki istihdama katkı sağlıyor. Ancak elektrik arz güvenliğinden bahsedebilmek için bu santrallerin işletilmesinin devamlılığını sağlayacak koşulların oluşturulması gerekiyor. Bu koşulların sağlanmaması, yerli kömür termik santrallerinin ülkemiz elektrik üretimine katkı oranının azalmasına sebep olacak ve neticesinde ithalatı artırarak cari açığa olumsuz etki yaparken istihdamı da negatif etkileyecektir.

Fiyat atışları etkiliyor

Bir diğer önemli husus, ülkemizdeki termik santrallere kömür sağlayan maden işletmelerindeki araç, yakıt ve bakım gibi temel maliyet kalemlerindeki fiyat artışları. Bu artışlar, santrallerin üretim maliyetlerini ciddi oranda yükseltiyor. Tüm bu artışlara rağmen sabitlenen Piyasa Takas Fiyatı’nın yerli kömür santralleri için maliyetlerinin altında kalması, baz santrallerin üretimini ve dolayısıyla arz güvenliğini riskli duruma sokuyor.

" ["pdf"]=> NULL }

Aydem Enerji CEO’muz İdris Küpeli, Milliyet Gazetesi Enerji Eki’ne enerji sektöründe yaşanan küresel enerji krizini ve etkilerini değerlendirdi

27.06.2022
Milliyet Gazetesi’nin enerji ekinde küresel enerji krizini değerlendiren Aydem Enerji CEO’su İdris Küpeli.

Enerji arz güvenliği bambaşka bir seviyeye taşındı

2021’de Avrupa ülkelerinde yaşanan doğalgaz arzındaki sıkıntılar ve sonrasında rekor kıran doğalgaz fiyatları enerji arz güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırlatırken, Ukrayna ve Rusya savaşıyla birlikte yüksek petrol fiyatları, enerji arz güvenliğini bambaşka bir seviyeye taşıdı. Enerji fiyatlarının günbegün artıyor oluşu her ne kadar endişe yaratıyor olsa da, bu noktada Türkiye’nin kendi enerjisini kendi üretmesi konusunda attığı adımların da karşılık bulduğunu söylemek mümkün. Özellikle yenilenebilir enerji alanında atılan adımlar çok değerli. Enerji alanında çalışan düşünce kuruluşu Ember’ın geçtiğimiz günlerde yayınladığı analize göre, Türkiye'nin rüzgâr ve güneş enerjisinden elektrik üretimi, son 12 ayda 7 milyar dolarlık fosil yakıt ithalatını önleyerek enerji ithalatını düşürdü. Önümüzdeki aylarda gaz fiyatlarının sabit kalması durumunda her ay yaklaşık 700 milyon dolar tasarruf edilebileceği hesaplanıyor. Elektrik üretiminde ithale dayalı kaynak payı 2019 yılında yüzde 38 civarında iken, 2021 yılında bu oran yüzde 50’ye yaklaştı. Şu anda ise Türkiye’nin elektrik üretiminin yarısından fazlası, yağışların geçen seneden daha iyi olmasının da etkisiyle yenilenebilir kaynaklardan elde ediliyor.

İthal kömür ve fiyat artışları sorunu

 Öte yandan ithal kömür ile tamamına yakını ithal edilen doğalgazda yaşanan sert fiyat artışlarının yol açtığı sıkıntılar, şu anda sektörümüzün karşı karşıya kaldığı sorunların başında geliyor. Böylesi bir durum yerli kömürü vazgeçilmez kılıyor. Fakat bu noktada da bazı santrallerimizde kendi ruhsatlı sahalarımızda olan kömürü kullanamadığımız ve başka bölgelerden kömür nakliye ederek santrallerimizi ayakta tutmaya çalıştığımız için maliyetlerimiz yükseliyor. Uzaktan kömür taşımak da santraldeki elektrik üretim maliyetlerimizi kilovatsaat başına 2,5 sent artırıyor.

Baz yük santrali yatırımına ihtiyaç var

Pandemi sürecinin ülkemiz üzerindeki etkilerinin azalmasıyla, elektrik tüketimi gün geçtikçe arttı. Yaklaşık olarak yıllık yüzde 4 tüketim artışı söz konusu. Böyle bir tabloda arz güvenliğinden bahsedebilmek için ülkemizin kurulu gücü ile enerji talebinin en yüksek olduğu zamanda sistemde bulunan ya da bulunması gereken enerjinin yani puant yükünün dengeli yapıda olması gerek. Bunun içinde baz yük santrallerinin yani minimum elektrik tüketimini karşılayabilecek şekilde, kesintisiz üretim gerçekleştiren enerji santrallerinin operasyonlarının devamlılığı kritik öneme sahip. Şu anda Türkiye’de baz yük santrali olarak sadece nükleer güç santrali yatırımı devam ediyor. Yenilenebilir enerjinin tüketim oranı içerisinde daha yüksek seviyelere ulaşıp optimum üretimi sağlayabilmesi için baz yük santral tesisleri yatırımları yapılması kaçınılmaz.

 Baz yük santrali grubundaki termik santraller, yüksek emreamadelikle çalışabiliyor. Bu santrallerin kesintisiz ve verimli şekilde çalışarak yerli kömürle enerji üretmesi enerji arz güvenliğimize çok büyük katkı sağlıyor, cari açığı engelliyor ve tabii ki istihdama katkı sağlıyor. Ancak elektrik arz güvenliğinden bahsedebilmek için bu santrallerin işletilmesinin devamlılığını sağlayacak koşulların oluşturulması gerekiyor. Bu koşulların sağlanmaması, yerli kömür termik santrallerinin ülkemiz elektrik üretimine katkı oranının azalmasına sebep olacak ve neticesinde ithalatı artırarak cari açığa olumsuz etki yaparken istihdamı da negatif etkileyecektir.

Fiyat atışları etkiliyor

Bir diğer önemli husus, ülkemizdeki termik santrallere kömür sağlayan maden işletmelerindeki araç, yakıt ve bakım gibi temel maliyet kalemlerindeki fiyat artışları. Bu artışlar, santrallerin üretim maliyetlerini ciddi oranda yükseltiyor. Tüm bu artışlara rağmen sabitlenen Piyasa Takas Fiyatı’nın yerli kömür santralleri için maliyetlerinin altında kalması, baz santrallerin üretimini ve dolayısıyla arz güvenliğini riskli duruma sokuyor.