Kurumsal İletişim ve İtibar Zirvesi’nde Yeşil Dönüşümü Konuştuk

16.12.2021
Kurumsal İletişim ve İtibar Zirvesi’nde Yeşil Dönüşümü Konuştuk

Aydem Enerji Kurumsal İlişkiler Grup Direktörümüz Altan Kolbay, 6. Kurumsal İletişim ve İtibar Zirvesi’ne konuşmacı olarak katıldı. “Yeşil Dönüşümün Yatırım Ortamına ve Ekonomik Kalkınmaya Etkisi” temalı panelde konuşan Kolbay, iklim değişikliğiyle mücadele, 90’lı yıllarda bir sivil toplum hareketi olarak başlayan, 2000’lerde artık kitlesel ve toplumsal talebe dönüşen bir dalga olduğunu ve  bu dalganın artık önüne geçilemeyeceğini belirtti. Glasgow Zirvesi sonrasında artık küresel finansman kanallarının da bu dalgaya katıldığından bahsetti.

Kolbay şu şekilde konuştu: “Dünyada iki ana trend var. Tüm ülkelerin enerji portföyünde yenilenebilir çok büyük bir hızla artıyor, fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin payı düşüyor. Diğer taraftan yenilenebilirin oransal payı katlanarak artarken üretimde fosil yakıtların payı hacimsel olarak aynı hızda düşmüyor. Yani artan talebi yenilenebilir karşılarken, termik santraller üretime büyük oranda devam ediyor. Çünkü yenilenebilirin yarattığı salınımın sistemde baz yük ile dengelenmesi gerekiyor. Bu dengeleme ihtiyacına termikler haricinde çözüm üretebilmek için de Kuzey Amerika ve Çin depolama / batarya teknolojilerine, AB ise hidrojen teknolojilerine yatırım yapıyor. Diğer taraftan nükleer enerji SMR (Small Modular Reactor) formatında yeniden gündemde, keza doğalgaz bir geçiş yakıtı olabilir mi arayışı var, pompajlı HES gündemde. 

Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın temel mottosu, “kimsenin geride kalmaması”. Biz de Türkiye olarak 2053 yılında Net Sıfır’ı hedeflediğimize göre, önümüzdeki 30 yıl boyunca Net Sıfır patikasında atacağımız tüm adımları, tam da Avrupa Birliği’nin mottosunda olduğu gibi “kimseyi arkada bırakmayan” çok kapsamlı bir geçiş planı çerçevesinde ortaya koymamız şart. Kamu yönetimi – özel sektör – akademi – sivil toplum – halk, tam bir mutabakat ve işbirliği tesis etmemiz gerekiyor. 

Aydem Enerji bünyesinde Yeşil Dönüşüm sürecini dengeli bir portföy ile yönetmeye ve yarının getireceği zorlukları ve fırsatları öngörmeye çalışıyoruz. Bir taraftan yerli kömür santrallerimizi AB emisyon kriterlerine uyumlu şekilde kapsamlı rehabilitasyon projeleriyle çevreye daha duyarlı hale getiriyor ve Yatağan Termik Santralimizin bulunduğu alanda 94 MW güneş enerjisi santrali yatırımı planlıyoruz, diğer yandan Aydem Yenilenebilir Enerji tarafında hibrit yatırımlarımıza hız veriyoruz. ESG skorumuzu daha da yukarı çekmek için kendimizi geliştiriyoruz. 

Şirketlere fon sağlayan finans kuruluşları artık ESG skorunu da göz önünde bulunduruyor. Bunu Yeşil Tahvil ihracı sürecimizde net olarak gözlemledik. Dünya hızla buraya doğru gidiyor. Yani çevre ve sürdürülebilirlik, artık bir PR meselesi değil. Bilançoyu doğrudan etkileyen bir zorunluluk. Bu trendi iyi okuyan şirketler, önümüzdeki dönemde Türkiye’ye yeni yatırım ve finans dalgasında en çok pay alan şirketler olacak”